Düğünümüzden daha çok heyecanlandığımız bir şey vardı: Balayı seyahatimiz. Tayland’a gidecektik bambaşka bir kültür, bambaşka yaşamlar görecektik.
Saat 18:00 de Hatay’dan İstanbul’a, oradan da 23:45 de Bangkok’ uçmak üzere biletlerimiz şubat ayından alındı.
Saat 17:00 de hava alanındaydık. Heyecanlıydım, Naim daha soğukkanlı görünüyordu. İstanbul’dan sonra 8.5 saatlik bir uçak yolculuğu yapacaktık. Ürkütücü geliyor değil mi kulağa?
Blog yazmam için beni teşvik eden canım Burjuk’umun hediyesi bu güzel defter benim balayı anı defterim oluverdi. Boş olduğum an olmadı oraya ulaşınca ama bir şeyler içmek için bir cafe de oturduğumuz an bile yazmaya çalıştım. Çünkü hiç bir ayrıntıyı unutmak istemiyordum.
Hava alanında mutluluğa yolculuğumuza çıkmadan önce çekildiğimiz selfie:) Her şey geride kalmıştı tüm hengameler… Düğün telaşı denen şey sanki yıllar öncesindeydi.
Atatürk hava limanının dış hatları apayrı bir dünya. Oraya girdiğiniz an artık Türkiye’de olmadığınızı hissediyorsunuz. Koşturan insanlar, sağda solda uyuyanlar, alışveriş yapanlar… Her tarafı şaşkınca izlemekten kendimi alamıyordum. Bizde hava alanında free shopları gezdik, kahve içtik bir gece önce ki düğün fotoğraflarımızı izledik. Uçak saati yaklaştıkça heyecanım arttı.
Uçağımız geldiğinde çok şaşırdım. İç hatlar uçaklarının yanında bizi Bangkok’a götürecek uçak dev gibiydi. Yıllardır gördüğüm uçaklar yanında minicik kalmıştı.
Şansımıza yanımızdaki koltuk boştu. Yani 3 kişilik koltukta 2 kişi oturduk 8,5 saat boyunca. Bu gerçekten çok iyiydi. Thy gerçekten çok kaliteli hizmet veriyor. Lokum servisi çok hoşuma gitmişti. Bize birer kutu dağıttılar. İçine çorap, diş fırçası, macunu,göz bandı ve kulak tıkacı vardı. Ben bayılırım böyle şeylere:) Her koltukta birer battaniye, terlik ve kulaklık vardı. Sonuçta havada geçecek olan 8,5 saatte koltuğa yapışıp kalamazdık. Bazen uçakta dolaştık…
Sonra bize birer menü verdiler. Tavuk fileto ve kabak dolma istedik. Lezizdi.
Tabiki kocam pek başarılı bulmadı. Bu gittiğimiz yerde onun çoğunlukla aç kalacağının ilk sinyaliydi:)
Bu yemekten hemen sonra ben bayılmışım. Öyle komik ki Naim kahvesini elime vermiş, arkasını bi dönmüş elimde kahve ağzım açık uyuyorum:) Uyanınca bana bayağı güldü. Bende bu anı defterime not ettim. Yoksa hiç hatırlayamazdım.
Uyandığımda Türkiye saatiyle 07:10, Bangkok saatiyle 11:10 du. Bir süre bulutları izledim, Naim hala uyuyordu.
Zamanın durmasını istediğim anlardan biriydi. Bulutların üstünde olmak çok güzeldi.
Bu da uçaktaki kahvaltımız:)Uçakla uzun yolculuk, kısa yolculuktan daha keyifli.
Türkiye saatiyle 10:00 da Tayland saatiyle 14:00 te iniş yaptık Bangkok’a. Ama balayımız henüz başlamış sayılmazdı. Tatil yapacağımız Koh Samui adasına doğru bir uçak yolculuğumuz daha vardı, bir saatlik…
Uçaktan indiğimiz gibi bu hiç bilmediğimiz ülkede, bilmediğimiz hava alanında iç hatlara doğru koşmaya başladık. Samui uçağımızı kaçırmak istemezdik:) Uzun bir yürüyüşten sonra iç hatlara ulaştık ve ülkeye resmen girmiş olduk.Kablosuz internet için şifre aldık ve ailelerimize haber verdik.
Artık TL kullanmayacaktık. Hiç görmediğimiz bir para birimi olan Baht vardı artık. Hava alanında 100 dolar ile tam 3063 Baht aldık ve yolumuza devam ettik.
Son uçağımızı beklerken bize atıştırmalık kekler, portakal suları ikram ettiler. Sonunda uçağımız geldi ve biz adaya yol almaya başladık.
İşte adamızın uçak inişe geçerken çektiğimiz fotoğrafı. Cennet gibi bir yerdi…
Bizi uçaktan bu arabalarla aldılar.
Hava alanı bir park gibiydi adeta. Her taraf yeşil, içinden geçen bir dere var. Otelimiz bizim için bir araç gönderecekti. Beklemememiz gereken yeri kolayca bulduk. Bizi bekleyen çekik gözlü o adamın elinde bu kağıt vardı:)
Yakamıza hava alanında yapıştırdıkları bu sticker turist olduğumuz içindi. Gittiğimiz dönemde sıkı yönetim ilan edilmişti Tayland’da… Düğüne bir hafta kala yağmur yağacak stresi varken bir de ülke karıştı stresine girdik. Büyükelçilikle yapılan mail trafiği, arkadaşımız, balayımızın mimarı Sevgili Süleyman Şahin’in çabaları ile gideceğimiz yerin güvende olduğu konusunda ailelerimizi ikna ettik. Gerçekten de ne bir olay ne de sokağa çıkma yasağı görmedik çok şükür.
Otelimize yerleşmemiz ile baldan tatlı balayımız fiilen başlamış oldu.
Tayland gezi güncemi tabiki sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyacağım.
Mutluluk Artar Paylaşınca!